Romana Giriş Bölümü Nasıl Olmalıdır?

Güzel Sözler Yeri Org

Romana giriş nasıl olmalıdır, giriş yapmanın önemi, kuralları ve püf noktalarını öğretiyoruz

Nasıl Roman Yazılır ? Giriş Bölümü.

Çoğumuzu deli eden, aklımızdakini kağıda dökmeye çalıştığımız ancak peş peşe başarısız olduğumuz bir konu.

Elimizde, notlarımızda bir sürü güçlü fikir var. Ancak bunları bir türlü bir araya getirip güçlü bir açılış bölümü yazamıyoruz. Romanlar kurgu içeren ve okuyucuyu başka dünyalara götürmek zorunda olan eserlerdir ve giriş bölümleri çok önemlidir. 

Ben romanların giriş bölümlerini ameliyat öncesi anesteziye benzetirim. Eğer anestezi iyi yapılmazsa hasta operasyona hazır hale gelemez. Hatta facialarla sonuçlanan bir operasyona sebep olur. Aynı şey romanların giriş bölümü içinde geçerli. Okuyan kişiye anestezi uygulayacağınız, onu bulunduğu ortamdan, güzel cümlelerle ayartıp, çekip çıkartacağınız bölümdür giriş bölümü.

İçinde tanımlamaların, ufak düşünce içeren cümlelerin, (karakterin kendi kendine söylendiği yada başka bir karakterle iletişime geçeceği ufak diyaloglar), ufak çevre ve dünya detaylarının verildiği, okuyucunun gözünde, hikayenizin başladığı o muhteşem dünyanın yavaş yavaş canlanacağı, kağıtlardan okuyucunun hayal dünyasında vücut bulan yerdir giriş bölümü.

Bazı giriş bölümleri hikayenin neredeyse tamamını okuyucunun zihninde canlandıracak kadar güçlüdür. İyi tanımlar okuyucuyu sıkmaz. Aksine onu daha da okuması için tabiri yerindeyse zihnini iyi anlamda zehirler. Giriş bölümünde yapacağınız her tanım, okuyucuyu detaylarla uğraştırmamalı, ancak bir o kadar hayal gücüne yardımcı olacak cinsten olmalıdır. Giriş bölümü için ilk anahtar kelimemiz Akıcılık diyebiliriz. Bu bölümün kaç sayfa olacağı yine tamamen size bağlı. Zaten burada kalkıp 5 sayfa olacak tarzında bir tanım asla yapamam. Ancak ufak bir sır verebilirim;

“İyi planlanmış giriş bölümleri, okuyucuyu hikayenin içine atanlardır.”

Yani, okuyucu giriş bölümünün bittiğini, hikayenin başladığını anlayamaz. Çünkü zaten hikayeyi benimsemiş ve hararetle okumaya, her cümleden sonra daha da meraklanmaya başlamıştır. Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, giriş bölümünüz şu şekilde bitmemeli.

“İşte Ahmet böyle biriydi.”
“Sonunda vazgeçti ve odadan çıktı.”
“Arabasına bindi ve gözden kayboldu.”

Bunlar sahne bitiren, okuyucuyu kitabın arasında ayraç koyup mutfağa yada tuvalete gönderen cümlelerdir. Bu ve buna benzer cümlelerin giriş bölümünüzde yer alması, okuyucunuza, dikkat kaybı yaşatır. Bunların önüne geçmek için hikayenizin karakterlerini giriş bölümünün bittiğine inandığınız yerlerde devreye sokun. Onları konuşturmaya, diğer karakterlerle iletişime geçirmeye çalışın. Hikayenizi giriş bölümünün bittiğine inandığınız yerde aniden başlatın. Çok da uzatmayın.

Dünyayı Tanımlama & Dünyadan Ayırma
1.Dünyayı Tanımlama

Hepimizin birçok filmde, romanda tanık olduğu ancak anlayamadığımız tekniğe geldi sıra.
Kurgu içeren bir eserin gerçekleri referans alması gerektiğini daha önceki yazımdabelirtmiştim. “Yahu arkadaş, kurgu yazıyorum, bir de onu gerçek dünya ile mi bağlayayım?”

Bir zahmet! Örümcek adam bile bir okula gidiyor, halasına gün içinde yardım ediyor, market alışverişi yapıyor biz kim oluyoruz da… Neyse. Hikayeniz dünyada geçiyorsa ki çoğu öyledir, önce karakterinizin, yada hikayenizin dünyadaki yerini tanımlamanız gerekiyor. Bu ev nerededir, bu adam neler yapar, hayatını nasıl kazanır, boş zamanlarında kimlerle vakit geçirir, sürekli gittiği yerler v.b.

Aklınız da canlanması için örnek bir Dünya tanımlaması yazmaya çalışacağım.

“Rüzgar belli aralıklarla ters esip yağmur damlalarını cama sertçe vuruyordu. Ahmet’in dikkatini bozmaya yetmeyen damlalar, cam üzerinde kanallar oluşturarak aşağı akıyor, bu görüntü Ahmet’i daha da cezbediyor ve onları izlemeye yöneltiyordu. Arkasındaki sesleri belli belirsiz duyuyor, hala aynı noktaya bakıyordu. Sesler artarak ona yakl

aşmaya başladı ve omuzunda hissettiği bir el ile son buldu.
“Gel de şu kolilere yardım et.” 
Ahmet arkasını döndü. Yerde bir sürü koli ve dahasını da içeri taşıyan kargo şirketi elemanlarını fark etti. Şimdiye kadar neden onları duymadığını anımsadı. Bir an duraksadıktan sonra elleriyle gözlerini ovaladı.
“Elbette patron.” Dedi kolilere doğru eğilirken.
Kolileri açıp içinden çıkan kitapları dizmeye başladı. Kasım ayıydı. Bölgedeki yardım kurumlarının bağışlarıyla ayakta durabilen bu eski kütüphanenin yaşayabileceği en hareketli gün bugün olacaktı. Kargo elemanlarının gitmesiyle kütüphane tekrar eski, mistik ve sıkıcı halini alacaktı. Tahta zeminin çıkardığı gıcırtı sesleri ve arka tarafta, kasanın yanındaki hint bülbülünün ciyaklama seslerini, Ahmet kulağına yerleştirdiği kulaklıktan aklına süzülen müzikle yok etmeye çalışıyordu. Arkasını döndüğünde patronunun, kargo elemanlarının arkasından kapıyı kapattığını, gözlüklerini çıkartıp sildiğini gördü. Şişman göbeğinden aşağı doğru asılan pantolon kayışlarını düzeltti. Ahmet’e şöyle bir göz süzdü ve kasaya geçip elindeki evrakları okumaya başladı. O sıra da kapıdan içeri sırılsıklam olmuş bir tip girdi.
Ahmet’in patronunun imali bakışları arasında, ayağındaki çamurları tahta zemine sertçe vurarak temizliyor ve o da aynı anda patrona imali bakışlar fırlatıyordu. Ahmet hafifçe tebessüm etti ve kulaklıklarını indirdi. Eliyle ağzını kapatıp bu duruma çaktırmadan gülmeye başladı. Patron imali bir sesle.
“Hoşgeldin Cem.” 
İçeri giren tip ayaklarını yine sertçe vurarak Ahmet’e yürümeye başladı. Sarıldılar.
“Kapıda sıçanlar giremez yazıyordu görmedin mi?” Dedi Ahmet.
“Kasada büyük bir tanesi oturuyor ama.”
Gülüştüler.
Aaaa. Bi dakika ya kitap yazıyorum örnek vereceğim diye yahu. 
Size ne kadar örnek oldu bilemem. Yazdıklarımı bir kere daha açıklayayım. İlk cümlede fark ettiğiniz üzere hiçbir detay vermedim. Yağmur damlaları. O kadar. Sonra Ahmet. Nerede bu Ahmet? Ne yapıyor bu Ahmet? Nasıl biri bu Ahmet? Dikkatsiz ve işinden memnun değil gibi geldi bana. Ne kadar eski ve sıkıcı bir kütüphane değil mi? Aklınızda tek katlı, girişten sonra, karşınıza gelen kitap rafları canlandı mı? Eğer canlandıysa başarılı bir giriş bölümü yazmışım demektir. Ancak ben giriş bölümünde şurada yada burada raflar vardı gibi bir cümle yazmadım. Onu siz canlandırdınız. “Cem, Ahmet’in patronundan nefret ediyor, patronu da ondan.”; Tarzında bir cümlede yazmadım. Onu da siz hayal ettiniz. 

Kısaca hayal gücünüze aktarabileceğim zihninizde canlanabilecek detayları ve diyalogları size aktardım ve sizi yaratacağım dünyaya bir nevi hazırlamaya başladım. Daha da kısacası Dünyayı Tanımladım. Hikayenizin ve karakterlerinizin dünya üzerinde nerede olduğunu, dünyada nasıl yer aldığını tanımladım. Buraya kadar olan kısımda, bu kütüphane sıradan bir kütüphanedir. Yani sizin sokağınızda da olabilir. Hikayeniz bundan sonra başlamalı. Okuyucuyu bildiği dünyadan ayırma ve onu sizin yarattığınız dünyaya davet etmeye geldi sıra.

2. Dünyadan Ayırma
Mekan, zaman ve ufak karakter detayları tanımlandı. İşin çoğunu yaptınız ve karakterleriniz sonraki bölüm için hazır. Bu bölümü nasıl örnekleyeceğim hiçbir fikrim yok. Ancak yapmak zorundayım. Son kaldığımız yerden Dünyadan ayrıma bölümünü örneklemeye çalışacağım.

“Gülüştüler.
Cem
“Taksi bekliyor. Gidiyor muyuz?”
Ahmet, Cem’in omuzundan kasada oturan patronuna baktı. Bir süre konuşmadı. Taki Cem omuzunu kavrayana kadar.
“Söz vermiştin.” Dedi gözlerinin içine bakarken.
Ahmet bir iç çekti ve kasaya doğru seslendi.
“Patron bugün erken çıkmalıyım. Yarın izin yapmam.” Dedi ve cevabı beklemeden çantasını toparlamaya başladı.
Patronu da pek cevap verecek gibi değildi. Başını öne eğerek yakın gözlükleri üzerinden bir süre Ahmet’e baktı, Tekrar başını masasına eğdi ve evraklarını okumaya devam etti. Ahmet ve Cem kapıdan çıkacakken başını masasından kaldırmadan seslendi.
“Yarın sabah 6 ve arabamı yıkayacaksın.”
Ahmet kapıda bir süre duraksadı. Sonra kapıyı çarparak çıktılar. Taksiye bindiklerinde hava hala yağışlıydı. İkisi de arkaya oturdu.
Cem bir süre Ahmet’e baktı.
“Hala gerginliğini üzerinden atamadın değil mi?”
“Sence atmış gibi mi görünüyorum?”
Bir süre birbirlerine baktılar.
Ahmet;
“Bağlantın sağlam mı bari?”
“Sağlam değil. Zengin!” Dedi üstüne basarak ve heceleyerek.
“Sağlam adamların polis olduğunu sana kaç kere söyledim?”
Ahmet;
“Öyle olsun.” Dedi ve çantasının fermuarını açarak içindeki torbada elini gezdirdi. Devam etti.
“Çocuk kim?”
“Bizim bakıcının çocuğu 5 ay önce o kreşe vermiştik. Evimize gösterdiği hizmetlerin bir hediyesi olarak!” Dedi ve Ahmet’e bir el şakası yaptı.
Ahmet çantasını kapadı ve camdan dışarı bakmaya başladı.
Cem;
“Aferin. Konsantre olman hoşuma gitti.”
“Konsantre olduğum falan yok. Aptal aptal konuşma. Çok ileri gittik. İzlendiğimizi hissediyorum.”
“Paranoya!” Dedi Cem umursamaz bir sesle ve devam etti.
“Sen bu sektörün ufak halkasısın. Kimse seni izlemek için personelini feda etmez merak etme.”
Taksi istenilen adrese geldi. Kapıda çeşitli renklerle “Mutlu Çocuklar Yuvası” yazıyordu. Ahmet uzun süre yazıya baktı. Cem onu sırtından sürüklemese belki de içeri girmekten vazgeçecekti.
İçeri girdiklerinde soldaki masaya yaklaştılar.
Cem sekretere;
“Başladı mı?
“Evet. 5 dakika oldu.”
Cem tekrar Ahmet’i çekiştirmeye başladı. Girişten, duvarları sarı, etrafta bir sürü oyuncak saçılmış olan bir salona geçtiler. Salonun ortasında palyaço, elindeki gitarla yerde halka oluşturarak onu dinleyen 5-6 yaşındaki çocuklara şarkılar söylüyordu.
Cem;
“İşte orada.” Dedi ve Ahmet’i çocukların arkasında, duvara aileler için dizilmiş ufak taburelerden birine oturması için çekiştirdi.
Palyaço şarkısını bitirdi. Çocuklar bağırıyor, aileler alkışlıyordu. Herkes çocuklarını alarak çıkışa yöneldi. Cem, hizmetçilerinin çocuğunu çoktan yanına almıştı. Çantasını da elinde tutuyordu.
Kapıda yanına oturdukları adamında elinde bir çanta vardı.
Cem;
“Bu çanta sizin çocuğunuza ait sanırım.” Dedi ve Ahmet’in elindeki çantayı adama verdi. Adam da bir karışıklık olduğunu söyledi gülümserken ve elindeki çantasını Cem’e verdi. Yaptıkları iğrençti. Az önce büyük çapta bir uyuşturucu satışı ” Mutlu Çocuklar Yuvası”nın önünde gerçekleşmişti.”

Tamam yeter artık. Yoksa kitap olacak bu örnekleme.
Dünyadan Ayırma bölümünde, artık hikayenizi yavaş yavaş açmaya başlamanız, karakterlerinizin detaylarını, ve hikayenizin ana fikrini okuyucuya fısıldamaya başlamanız gerekiyor. Yani bu bölüm okuyucunun tamam artık bir şeyler okuyorum dediği bölüm olacak.
Gerekliliği tartışılacak seviyeden olan bu uzun Dünyadan Ayırma örneğinden sonra hala bir açıklamaya ihtiyaç duyuyorsanız, Yorum bölümüne aklınıza takılanları sorabilirsiniz. İki örneği de sizler için uydurmuş bulunuyorum. Umarım bir parça da olsa aklınızda bir şeyler harekete geçmiştir. Forum yaratıkları gibi koca koca harflerle emeğe saygı gibi şeyler asla yazmayacağım merak etmeyin

Kaynak :Sertan Comertel