Nazım Hikmet Sözleri, Resimli Ve Kısa En Güzel Sözleri

Nazım Hikmet Sözleri Resimli - Tumblr

Nazım Hikmet Sözleri sayfamızda, ünlü şairin kısa ve resimli en güzel sözleri ve Tumbir sitesinden derlediğimiz sözleri yer almaktadır 

Nazım Hikmet Sözleri (Kısa) 

Ve bir gün ekler Nazım mektubunun sonuna; herkese selam sana “HASRET”
Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.

Belki ben sana sevmeyi öğretemem, ama sen de bana, unutmayı öğretmezsin.

Belki ben sana kavuşmayı öğretemem, ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin.

İşin en aşağılık tarafı şu ki yavrum, galiba yalnızlığa alışıyorum.

Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm.

Ne ben Sezarım, ne de sen Brütüssün. Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün 

Artık seninle biz, düşman bile değiliz.

Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.

Vicdanla birlikte, şeref ararım ben sevdiklerimden. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim; zaman gelir, şerefsizleri de severim.

Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte.

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması!

Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke.

Bende; sen de gör değil de, emrin olur deseydim sessizce.

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.

İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil.

Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!

Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.

Saçmalıyor muyum? Hayır oğlum, sabırsızlanıyorum sadece: olanı olmadan olmakta olanı seneler evvelnve olacakları şimdiden gördüğüm ve maceraları geniş bir sabır ile seyretmeye mecbur bırakıldığım için.

Ben yaşadıkça, hangi şekilde olursa olsun, benimlesin: İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti.

Bence şimdi sende herkes gibisin.
(Nazım Hikmet Sözleri) 

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.

Sen benim sarhoşluğumsun, ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim!

Topraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan, Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad’dır. Kerem’dir. ve Keloğlan’dır.

Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.

Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir. Ben ayrılıkların…

Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını. Ben hasretleri…

Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak.!

Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.

O bensizliği göze aldıysa, ben onsuzluktan bir şey kaybetmem.

En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür.

Bir meltem olacak rüzgârım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.

Korkma bana âşık olmaktan ya da çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiçbir cesedi sahipsiz bırakmadım ben.

İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde.

Ve benim birden bire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi.

Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.

Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikâyenin figüranı olmaya gitmiştir belki de.

Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.

Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok, sokağında fener, penceresinde cam, ama umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor.

Birgün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun.

Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim?

Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin.

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omuzuna ağır gelir!

İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.

İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı!

Çok öğren, çok oku.
Öğren, öğrenmeyenlerin mantığını da.

Kuran’da bir söz var:
‘Küllü yâmellu şakiliyetihi.’
Herkes derecesine göre iş yapar.

Aklını hâkim kıl oğlum kurtul ıstıraptan.

Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak yasak.

Yaşamak bi ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine.

Henüz vakit varken gülüm,
Yüreğim dalındayken henüz.
Sen yukarda yemişli dalların içindesin, yeşil gözlerin güneş dolu, dudakların bala bulanmış.

Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz.
Şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır.

Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.

Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez.

Büyük bir hayaI kırıkIığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzeI çiçekIer mezarIıkIarda yetişir.

Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim: ne güzel darma duman ediyorsun beni.

Ne acıdır insanın bildiğini anIatamaması. ‘Ben’ deyip susması, ‘sen’ deyip ağlamaklı kalması.

Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım da işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin!

Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin.

Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya…

Biz; ince bel, ela göz, sütün bacak için sevmedik güzelim. Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda.

Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine. Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar. Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar.

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın.

Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın.

Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne.

Bilmezden gelişim, aptala yatışım kaybetme korkumdan değil; karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır.

Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.

Sende ben; imkansızlığı seviyorum fakat; asla ümitsizliği değil.

Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik.

Korkma giderken ‘b’yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı “izi”

Hudutsuz bir kalbin ancak dayanabileceği bir sabr’ ile geleceğin hesapsız maceralarını seyrediyorum.

Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir.

Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma.

Bil ki; giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında!

Ne yazık ki ben de muhtacı teselliyim.

Şahsî, ailevî, millî, beynemilel
o kadar üzüntü verecek ahval içindeyiz ki.

O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi.

Ne alemdesin yaşama sevincim benim?

Otuzumda asılmamı istediler. Kırk sekizimde barış madalyasının bana verilmesini… Verdiler de.

Kimselere anlatamadım. Kendime bile… Ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizligi değil…

Bahardı sevgilim bahardı ve bahtiyar olmak için toprakta, havada, suda her şey vardı sevgilim, her şey hazırdı, her şey vardı.

Artık ne geri gelmeni beklerim ne de ben gelirim. Nasılsa ben bir şey kaybetmedim, sen bensizliği seçtin. Karar senin.

Eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıpIak yere serilmiş. Oturmuş göğsüne teksaslı çavuş. Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki, o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Yağmur yağıyordu boyuna. Sözü onIar alıp dediIer ona: “Daha pazar kurulmadı kurulacak.Esen rüzgâr durulmadı durulacak. Boynu daha vurulmadı vurulacak.”

Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. Sonra resmen kapandı o fasıl, şimdi üçüncüden bahsediyor, amerikan doları fakat gün ışıdı her şeye rağmen.

Not : Nazım Hikmet Sözlerini sosyal medya sayfanızda paylaşabilirsiniz.

Nazım Hikmet Sözleri ve Şiirleri sitemizde bulunmaktadır