Jose Saramago Sözleri

Güzel Sözler Yeri Org

Sayfamızda Jose Saramago sözleri, körlük kitabından alıntı sözler, Nobel ödüllü portekizli yazarın biyografisi, körlük kitap yorumu yer alır


Körlük Kitabı Sözleri

Sessiz kalmak en kuvvetli alkışlamadır.
 

Yalnızca ölmesi gereken ölür. Ölüm, haber vermeden seçimini yapar

Gerçeğin amacına ulaşması için çoğu kez yalanlarla maskelenmesi gerekiyordu.

Nasıl ki cüppe giymekle keşiş olunmuyorsa, eline asa almakla da kral olunmaz.

göz belki de insan bedeninin içinde hâlâ bir ruh barındıran tek kısımdır

Bugün samimi davranıyorsam, yarın pişman olma ihtimalimin ne önemi var,

Dünya anlamını tümüyle yitirmişse gözyaşlarının bir anlamı kalır mıydı?

Sonsuz bir yorgunluk hissediyordu yalnızca, kendi içine kapanmak için delice bir arzu

Kurbanın celladı üzerinde hiçbir hakkı olmaması adaletin de olmaması demektir.

Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte biz oyuz.

Sözlerin işe yaramadığı anlar vardır, keşke ben de ağlayabilseydim, her şeyi gözyaşlarıyla söyleyebilseydim, anlaşılayım diye konuşmak zorunda kalmasaydım.

Yazgı bir yere varmadan önce çok dönüp dolaşır,

Asıl zor olan, insanlarla birlikte yaşamak değil onları anlamak.

Bazı umutlar çılgınlıktan başka bir şey değildir

Yıllar geçtikçe insanın kendine yüklediği suçların sayısı öyle artıyor ki…

Ölmeye yazgılı olduğumuzu doğduğumuzdan beri
biliyoruz, İşte bu yüzden, bir bakıma hepimiz ölü doğmuş sayılırız,

Fikir değiştirmenin en kolay yolu sağlam bir umuda bel bağlamaktır.

İnsanların neler yapacağı ya da yapmayacağı önceden bilinmez, beklemek gerekir.

Hayattaki her şey gibi, zamana zaman tanırsanız her şeyi çözümler.

Yanıt hep ona ihtiyaç duyulduğunda gelmez akla, çoğu kez de beklemek verilebilecek tek yanıttır

Bakabiliyorsan; Gör. Görebiliyorsan; Gözle.

Hepimizin üzerimizde ikinci bir ten gibi taşıdığımız adına “bencillik” denen şeyden yoksun kişi henüz anasından doğmadı.

– Terk edildiğinde yaşam ne kadar kırılgan..

– En kolay yapılan şeyin kötülük olduğunu herkes bilir.

Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte bizi biz yapan o.

 
İnsanların neler yapacağı ya da yapmayacağı önceden bilinmez, beklemek gerekir, zamana zaman tanımak gerekir, zaman hükmeder, zaman, kumar masasında karşımızda oturan oyuncudur ve oyunun bütün kartları onun elindedir, bizler ancak hayatımızı verirsek bir şey elde edebiliriz, kendi hayatımızı,


Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, alnımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yerde çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık?
 
Sen çirkin değilsin, Hayır, aslında çirkin değilim ama yaşlıyım, Kaç yaşındasın, diye sordu koyu renk gözlüklü genç kız, Ellisine yaklaşıyorum, Annem kadarsın, Ya o, Ya o ne, Hâlâ güzel mi, Eskiden daha güzeldi, Bu hepimizin başına gelen bir şey, hepimiz bir zamanlar daha güzeldik, Sen hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştın, dedi ilk körün karısı. Kelimeler böyledir işte, fazla gizlerler kendilerini, birbirlerinin peşine takılırlar, nereye gittiklerini bilmez görünürler ve ansızın, ikisinin, üçünün, veyahut dördünün birden, kolayca ortaya çıkmasıyla, bir kişi zamiri, bir zarf, bir fiil, bir sıfatla, karşı konulamayan bir heyecan tenimize ve gözlerimize yükselir, duygularımızın sükûneti bozulur, bazen de sinirlerimiz dayanamaz buna, çok tahammül etmişlerdir, sanki bir zırh kuşanmış gibi her şeye katlanmışlardır, 

Yazarın Kısa Biyografisi

1922’de Portekiz’de Azinhaga Ribatejo kentinde doğdu. Yoksul bir köylü ailenin oğlu olarak büyüdü. Ailesiyle birlikte taşındığı Lizbon’da öğrenim gördü. Öğrenimi sırasında kırsal kesimde çalıştı. Ekonomik sorunları nedeniyle okulu bıraktı. Makinistlik eğitimi aldı. Teknik ressamlıktan redaktörlüğe, editörlüğe ve çevirmenliğe kadar birçok işte çalıştı. Bir yayınevinde yayın hazırlığı ve üretim departmanında görev yaptı. Diario ve Lisboa gazetelerinde kültür editörü olarak çalıştı. Siyasi yorumlar yazdı. Portekiz Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulunda görev üstlendi. 1976’dan sonra kendini tümüyle kitaplarına verdi. 1993’te Kanarya Adaları’nda Lanzarote’ye yerleşti. Pilar del Rio ile evli. İlk romanı Günah Ülkesi 1947’de yayınlandı. Saramago, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Körlük kitabı yorumu

Saramago, anlatısının gücünü, dilinin yanı sıra, metinde nokta ve virgülden başka bir noktalamaya yer vermeyerek ve hiçbir mekan, kişi, yer adı kullanmayarak derinleştiriyor. Bu sadelik, ilk bakışta büyük bir karmaşaya yol açacakmış gibi görünse de okuru kendi ritmine çekiyor ve hiçbir detayı kaçırmaması için ona küçük hatırlatmalarda bulunuyor.

Malum, Saramago, gücünü öykülerden alan bir yazar. Öyküleri öylesine güçlü ki basit anlatısıyla satırlar arasında fırtına estirebiliyor. “Körlük”te de henüz 10’uncu sayfada, trafiğin ortasında kalakalan adamın aracın içinde bağrışı tasvir edilirken okur, neyle karşılaşacağını bilmesine rağmen sonraki satırı okumaya çekiniyor. Çünkü bu satır, adamın kör olduğunu söylediği satır ve Saramago bu bilgiyi büyük bir serinkanlılıkla oraya bırakıyor; öyküyü aynı sakinlikte akıtmaya devam ediyor.

Bir anda gözlere inen bu beyaz perde, deyim yerindeyse, göz temasıyla hızla yayılır. Bu kör olma hâli zaten bambaşka mesajlar taşırken ilk körlerin hızlıca toplanıp karantinaya alınması, karantina için de bir akıl hastanesinin seçilmesi çok manidardır. Kitap, “ilk kör” olarak anılan kişiyle başlasa da anlatı boyunca rehberimiz, bu bembeyaz evrenin tek gören gözü olan “doktorun karısı” olacaktır. Kitapta da kendi grubundaki körlere rehberlik eden bu kadın, hepimizin yerine gözleri açık kalan kişi olarak bu evrene aralanan bir kapı hüviyetindedir.