Franz Kafka Sözleri Ve Alıntıları

Franz Kafka Sözleri sayfasında Kafka’nın Milenaya mektuplar kitabından alıntı sözleri ve diğer tüm güzel sözlerini yayınladık 


Franz Kafka Sözleri

Evet, seni seviyorum budala! Tıpkı denizin, kendi dibindeki bir çakıl taşını sevmesi gibi… Evet, işte sevgim seni böyle kaplıyor! Ve Tanrı izin verirse, senin yanında bu kez ben çakıl taşı olacağım..

Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?

Kalbimin içerisinde sen varken her şeye katlanabilirim

Öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile “yok oluverir” insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir.

Milena, sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!”

Söyleyecek söz bulamıyorum, ne yapayım. Öyle bir sessizlik çöktü ki, bu sessizliğin içine seslenemiyor insan

Ve senin yanında öylesine huzurlu öylesine huzursuz,
Öylesine baskı altında ve öylesine özgürüm ki.

Birçok kitap, insanın kendi kalesinin içindeki bilinmeyen odaların anahtarları gibidir.

İnanmak, kendi içindeki yok edilemez cevheri kurtarmaktır, daha doğrusu kendini kurtarmaktır, ya da daha doğrusu yok edilemez olmaktır, hatta daha doğrusu olmaktır.

Eğer mutluluktan ölünüyorsa, bu benim başıma gelmeli.

Şimdi ve bundan sonra, sana ve kendime itiraf etmekte hâlâ fazlasıyla zorlandığım bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim.

Yazmak, mutlak bir yalnızlıktır, kişinin kendi benliğinin soğuk boşluğuna düşmesidi

İnsan yalnızca biraz sevinçli olduğu zaman gevezelik eder

Alelacele koşup yaşama sığınmıyorsa insan, yaşamdan zevk alabilir mi?

İnançtan yoksun olduğumuz söylenemez. Yaşamamız bile tek başına bir inanç değeridir.

Kötü davranmak bizden istenir; iyi davranmak ise, zaten içimizdedir.

Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.

Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri 

İnsanlarla düşüp kalkmak, insanı ayartıp kendini gözlemlemeye götürür.

Mektup yazmak aslında hayaletlerle ilişki kurmaktır ve üstelik sadece yazılan kişinin hayaletiyle değil, aynı zamanda kendi hayaletiyle de ilişki kurmasıdır.

Ne var ki, duygularımızla yaşamıyoruz her zaman, acınacak durumdaki aklımızla yaşamayı daha doğru buluyoruz.

Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.

Yazmak, mutlak bir yalnızlıktır, kişinin kendi benliğinin soğuk boşluğuna düşmesidir.

Bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksamadır.

Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım.

Eğer bir hedefiniz var ve ona ulaşma yolunu göremiyorsanız, o yolun adı ‘tereddüt‘tür.

Kötünün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter.

Yaşama başladığın anda iki ödev: Sınırlarını her an daraltmak ve bu sınırları aştığın anlarda da gizlenmeyi başarıp başaramadığını her an sorgulamak.

Kötü, bazen insanın elinde bir alet gibidir; bilinsin ya da bilinmesin, eğer insan bunu yapmak istiyorsa, kaldırılıp bir kenara atılmasına ses çıkarmaz.

Kimi zaman şuna inanıyorum: birlikte yaşayamayacağız, boyun eğip rahatça uzanıvereceğiz yan yana, ölmek için. Ama ne olacaksa senin yanında olacak

Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum. Ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyorum sadece.

Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.

Kapımın eşiğinden atılan mektuplarının üzerinden atlıyorum her gün. Açmıyorum, okumuyorum. Daha fazla özleyeyim diye.

Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?

Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insani çelmelemek içindir sanki.

Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.

Dünyanın acılarından uzakta kalmakta özgürsün, doğanın seçimine bağlıdır bu, nedir, kaçabileceğin tek acı da bu kendini uzaklaştırmadır.

İnsan aslında, nelere sahip olduğunu bilmeyen bir kapitalist.

İnanmak, kendi içindeki yok edilemez cevheri kurtarmaktır, daha doğrusu kendini kurtarmaktır, ya da daha doğrusu yok edilemez olmaktır, hatta daha doğrusu olmaktır.

Ama bütün dumanların altında ateş vardır.

Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum; tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.

Gerçek bölünemez, bu yüzden kendini tanıyamaz; her kim onu tanımak isterse bir yalan olmak zorundadır.

Sonsuzluk olsam bile kendimin içinde çok darım.

Sayısız sığınak vardır, ancak kurtuluş yolu tektir; ama kurtuluş olasılıkları yine de sığınaklar kadar çoktur.

Kendini sonsuz küçültmek ya da sonsuz küçük olmak. Birincisi mükemmellik yani eylemsizliktir; ikincisi başlangıç yani eylemdir.

Bir kitap, içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı.

Yasama başladığın anda iki görev; sınırlarını her an daraltmak ve bu sınırları aştığın anlarda da gizlenmeyi başarıp başaramadığını her an sorgulamak.

En kötüsü de sahip olmadığın şeylere ait olmandır.

İstasyonda bana bakan yüzünü düşündüm, unutamayacağım bir doğa olayıydı bu…

Aylar sonra ilk defa gözlerim bir işe yarayacak, seni görerek.

Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerleyebildiğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu.

Kıyamet Günü’nü böyle adlandırmamızın nedeni ancak bizim zaman kavramımızdandır; aslında o bir tür sıkıyönetim mahkemesidir.

Her şey bir aldatmacadır: en az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek.

Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.

Franz Kafka Sözleri kısa alıntıları sosyal ağlarda paylaşabilirsiniz